Dulkadiroğlu Beyliği ve Osmanlı Dönemi

31.7.2016 17:44:42

1317 yılında İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır döneminde, Emir Çoban büyük güç kazandı. Oğlu Timurtaş’ı Anadolu valiliğine atadı.1327’de Emir Çoban’ın ölümü ile Timurtaş yerine vekil olarak Alaaddin Eratna Bey’i bırakarak Memlûkluler’e sığındı. Eratna Bey, 1338 yılında Memlukluların Egemenliğini tanıdıysa da 1340 yılında bağımsızlığını ilan etti. Bu sırada, Elbistan ve Maraş yöresinde büyük kitleler halinde toplanmış olan, Oğuzların Bozok kolundan Dulkadir Türkmenleri, 1339 yılında Memlûkluler’e bağlı olarak Dulkadir Beyliği’ni kurdular.

Zeyneddin Karacabey, 1340 yılında Memlûklu Sultanı Melik Nasreddin Muhammed tarafından, Türkmen beyliğine ve Elbistan valiliğine atandı.1348 yılında Memlûkluler’e isyan eden Zeyneddin, Melik Zahir unvanını alarak bağımsızlığını ilan etti. Memlûkluların üzerine yürümesiyle Karacabey, Eratna beyi Mehmet Bey’e sığındı. Mehmet Bey de onu Memlûkluler’e teslim etti. Karacabey’in yerine Elbistan valiliğine atanan Halil Bey kısa sürede Malatya, Maraş ve Harput’u ele geçirdi. Dulkadiroğulları’nın güçlenmesinden kaygı duyan Memlûk Sultanı Seyfettin Berkuk, 1386 yılında beyliğin başına Sülibey’i geçirdi.

Kadı Burhanettin’in 1398 yılında Akkoyunlu Karayülük Osman Bey tarafından öldürülmesinden sonra Yıldırım Beyazıt, (Eski) Malatya ve Elbistan’ı ele geçirmeye planladı. Memlûk Sultanı Berkuk’un ölümü ile yerine geçen Ferec’in küçük yaşta olması ve devlet adamları arasında çıkan anlaşmazlıklar Yıldırım Beyazıt’a aradığı fırsatı verir.

Memlûklulardan, Malatya’nın kendisine verilmesini isteyen Beyazıt, isteği reddedilince 1399 yılında şehri kuşatarak Malatya’yı ele geçirdi. Darende de bu tarihte Osmanlılar tarafından alındı. Beyliğin başına Nasreddin Mehmet Bey geçirildi.

Bu sırada, Anadolu’da Timur İstilası başlamıştı. Timur’a karşı bazı düşmanca davranışlarda bulunan Nasreddin Mehmet, Memlûklular’e bağlılığını gösterdi. Ancak 1401 yılında Timur’un Malatya’yı yakıp yıkması üzerine Timur’un egemenliğini kabul etti. Memlûklular’le anlaşarak Timur’a karşı birlikte hareket etmek istediyse de Malatya’yı ele geçiren Osmanlılara kızgın olan Memlûklular teklifi kabul etmediler.

1402 Ankara savaşında Osmanlıların yenilmesi üzerine, Anadolu’da beylikler yeniden canlanmaya başladı. Daha sonra Dulkadiroğulları beyliği yüzünden Memluklularla Osmanlılar arasında sürekli çatışma oldu. Hersek Zade Ahmet Paşa ile Hadım Ali Paşanın komutasındaki Osmanlı ordusunun Memlûkluler’e yenilmesi üzerine, Dulkadiroğlu Alaüddevle (1479-1515) Osmanlılara karşı düşmanca bir tutum üzerine girdi. Çaldıran Savaşı’ndan sonra (1515) Yavuz Sultan Selim, Sadrazam Hadım Sinan Paşayı Dulkadir beyliği üzerine gönderdi.

Dulkadir beyi Alaüddevle, Turna Dağı Savaşı’nda yenilerek dört oğlu ile birlikte öldürüldü. Beyliğin başına Şahsuvar Bey’in oğlu Ali Bey, Osmanlı hükümdarı adına hutbe okutmak ve para bastırmak şartıyla geçirildi. Böylelikle 1515 yılından itibaren Malatya, Osmanlı hâkimiyetine geçmiş oldu. Şahsuvar oğlu Ali Bey’in 1521 yılında ölümünden sonra Dulkadiroğulları’nın toprakları Beylerbeyliği olarak Osmanlı topraklarına katıldı.( Eski) Malatya, 1515 yılından itibaren Osmanlı yönetimi altında huzur içerisinde yaşadı.1577 yılında Suriye’de, Şam Diyade adlı Türkmen aşiretlerinden Şah İsmail olduğunu iddia eden bir kişi ayaklandı. Malatya yöresindeki Türkmenlerin de ona katılmasıyla sayıları 50.000’i aşan asiler, Kırşehir yöresine kadar ilerlediler. Osmanlı Devleti bu ayaklanmayı güçlükle bastırdı.

1582 yılından sonra İran’la yapılan savaşlar Anadolu’da karışıklıkları daha da arttırdı.1582 yılında, İran’la yapılan anlaşma sonrasında Anadolu askerlerinin büyük bölümü yurtlarına döndü. Osmanlı Devleti bundan sonra Celalileri (asileri) cezalandırma yoluna gitti. Malatya yöresindeki asilerin bir kısmı yakalanarak cezalandırıldı. Geri kalanlar ise ayaklanmalarını sürdürdüler.1596 yılında Kiziroğlu Mustafa’nın adamlarından Kelp İlyas oğlu Ali, Malatya’da idi.

Kiziroğlu ve ünlü asilerden Karayazıcı’nın merkezi yönetimle olan çatışmaları, Malatya yöresine büyük zarar verdi. Sivas beylerbeyi Ahmet Paşa, halka zulümle davrandı. Emri altındaki askerler her yeri yağmaladılar. Arapgir kadısı Taret Efendi’nin İstanbul’a gönderdiği 1603 tarihli mektuplar bu durumu açıkça ortaya koymaktadır.

XIX. yüzyılın başlarında, Malatya kenti harap bir durumdaydı. Yılın yaklaşık 9 ayını bağlarda geçiren halk, bu yörelere yerleşme eğilimindeydi. Kent de bu sebepten dolayı gelişemiyordu. 1835 yılında Malatya’dan geçen J.Brand, kentin sürekli eşkıya saldırısına uğradığını sıkça görülen salgın hastalıklardan zarar gördüğünü anlatır.

1838 yılında, Osmanlı ordusu komutanı Hafız Paşa, karargâhını Harput Mezereden, Eski Malatya’ya taşıyınca, bölge (Battalgazi) zamanla terk edilmeye başlandı. Askerlerini barındıracağı ev bulamayan Hafız Paşa, bağlara göçen halkın evlerine el koydu. Ordu, 1838-1839 kışını Eski Malatya’da geçirince kent halkı bağlara sığınmak zorunda kaldı. Bağların bulunduğu Asbuzu yöresi (bugünkü) Malatya olarak gelişmeye başladı. Ordu Nizip Savaşı için Eski Malatya’dan ayrıldıktan sonra, halk harap olmuş evlerine dönemedi. Eski Malatya’dan geçen İngiliz gezgin W.E Ainsworth, askerlerin ayrıldığı kentte, yıkık 500 ev bulunduğunu yazmaktadır. Charles Texier ‘de, kervansarayların ıssız, evlerin perişan olduğunu belirttikten sonra Eski Malatya’nın yakında kent olmaktan çıkacağını yazmaktadır. Yeni Malatya’nın kurulduğu Asbuzu yöresi, sulu bahçeler ve bağlardan oluşmaktaydı. Ayrıca bağ ve çevrelerinde ufak yerleşim yerleri de bulunmaktaydı. Zamanla dış mahalleler Asbuzu ile birleşti.

Malatya XIX. yüzyıl boyunca küçük bir kent olarak kalmış, asıl gelişmesi Cumhuriyet döneminde olmuştur.1521 yılında Maraş (Dulkadiriye) eyaleti kurulduğunda Malatya bu eyalete bağlı bir sancaktı. Ayn-ı Ali Efendinin Kavanıni Al-i Osman risalesine göre, 1609 yılında Maraş eyaleti sancakları arasında Malatya’da bulunuyordu. Bu durum uzun süre değişmemiştir.

Başbakanlık arşivi, Maliyeden müdevver 9.590 numaralı deftere göre, 1777-1787 yıllarında Malatya, Rakka (Suriye şehri) eyaletine bağlıydı. Bu tarihte Malatya Sancağının kazaları şunlardır: Kâhta, Taşabad, Şurema Bucak, Gerger, Besni, Hısnımansur(Adıyaman),Samsat, Dostibirke. Bu dönemde Arapgir, Sivas eyaletine bağlı bir sancaktı. Darende ise Sivas eyaletine bağlı olan Divriği sancağının kazasıydı.

Eski Malatya’da 1518-1530-1560 yıllarında üç defa sayım yapılmıştır.1530 yılında kent nüfusu 7300 kadardı.1560 yılında ise8700’ü bulmuştur. XVI. yüzyıl ortalarında Eski Malatya’da 32 mahalle vardı.

Malatya yöresi, Osmanlıların klasik dönemde, Maraş eyaletine bağlı bir Liva (Sancak) idi. 1831 yılında yapılan idari değişikle, Eski Malatya Livası, Maraş Merkez Liva, Samsat ve Gerger Livalarıyla birlikte Maraş eyaleti sınırları içinde yer alır.

1847 yılındaki idari bölünmede Malatya Livasının bu defa Harput eyaletine bağlandığı görülmektedir. Malatya’nın yanı sıra, Harput eyaletinin diğer Livaları Merkez Liva, Arapgir ve Besni’dir.1867 yılındaki vilayet nizamnamesi ile Malatya Liva olmaktan çıkıyor ve kazaya dönüşüyordu. Bu dönemde Malatya Kazası Diyarbakır vilayetinin Mamuret-ül Aziz sancağına bağlı kazası idi.

1877 yılında yayınlanan Diyarbakır Vilayet Salnamesi’ne göre Malatya, Diyarbakır vilayetine bağlı bir sancaktır. Bu dönemde, Malatya sancağının kazaları sırasıyla, Akçadağ, Besni, Hısnımansur ve Kâhta idi. Arapgir kazası ise Mamuretü-l Azize bağlıydı.

1892 yılındaki Salnamede ise Malatya sancağının Diyarbakır vilayetinden alınarak, Mamuret-ül Aziz vilayetine verildiği görülmektedir. Bu dönem de, Malatya sancağının kazaları, 1877 yılındaki durumlarını muhafaza etmekteydi. Cuinet, Malatya Sancağının 1891 yılında 5 kazası, 9 nahiyesi ve toplam 1240 köyü olduğunu yazmaktadır.1918 yılında Malatya sancağı, 1892 yılındaki durumunu korudu. 1881-1893 yılları arasında Malatya Merkez Kazasının 133.244 kişi nüfusu vardı. Cuinet,1892 yılında Malatya sancağının toplam nüfusunun 216.280 olduğunu belirtmektedir. Cumhuriyetle birlikte (20 Nisan 1924 Anayasası 89.maddesi) il olan Malatya, yabancı işgaline uğramayan, nadir kentlerden biridir.

Malatya “Ali Galip olayı” olarak bilinen ve Mustafa Kemal’in tutuklanmasını amaçlayan olayın dışında önemli bir hadiseye şahit olmamıştır. Malatya, Mondros Mütarekesi döneminde, Karargâhı Diyarbakır olan 13.kolordunun denetimi altınaydı. Yemenden, İstanbul’a kadar büyük bir alanda süren mücadeleler kayıplara sebep olmuştur.1877-1878 de Rus savaşına katılan ve donarak ölen askerlerin büyük çoğunluğu bu yöre insanlarıdır.

Erzurum ve Yemen türkülerinin manilerinin söylenmesi bu süreçlerde ortaya çıkmıştır. Bu karışık günlerde, Malatya yöresinin insanları diğer vilayetlerdeki vatansever halk ile birlikte mili direnişe katılmışlardır. Bu halk mücadeleleri 1918 yıllarına kadar devam etmiştir. Mustafa Kemal’in emriyle vatan savunmasının her safhasında görev almışlardır.


  • Battalgazi Belediyesi Resmi Internet Sitesi
Başkan Kurumsal Battalgazi E-Belediye Güncel Hizmetlerimiz
•  Özgeçmişi •  Birimler •  Battalgazinin Tarihi •  Emlak İşlemleri •  Haberler •  Başvuru Takip
•  Başkanın Mesajları •  İlkelerimiz •  Battalgazide Kültür •  Duyuru ve İlanlar •  Öneri / Şikayet Formu
•  Başkana Mesaj •  Meclis Kararları •  Battalgazide Eğitim •  Foto Galeri •  Bilgi Edinme Formu
•  Başkan Foto Galeri •  Meclis Üyeleri •  Battalgazide Tarım •  Video Galeri
•  Başkanlarımız •  Demografik Yapısı •  Nöbetçi Eczaneler
•  Mali Raporlar •  Tarihi Eserler •  Vefat Edenler
•  Misyonumuz •  Mahallelerimiz Hava Durumu
•  Vizyonumuz •  Fotoğraflarla Battalgazi

İstiklal Mahallesi Şehit Fahri Koçyiğit Sokak No: 29 ( Vilayet Arkası ) 44100 // Battalgazi - MALATYA
0 422 323 63 66 Pbx :24-25-26 0 422 322 00 50