Efsaneleri

04.08.2016 11:05:58 AM
Başlıksız Belge

Eski Malatya Kuruluş Efsanesi

Eski Malatya’nın terk edilişi Hafız Paşa karargâhının burada kurulması ve askerlerin zorunlu olarak misafir olmalarından kaynaklanır. Malatyalılar, yazlık evlerin bulunduğu Aspuzu bahçelerindeki evlerinde yaşamaya devam etmek zorunda kalırlar. İşte bu durum halk arasında çeşitli söylencelerin anlatılmasına neden olur.

Eski Malatya XIX.  Yüzyılın başlarında terk edilmiştir. Halk Aspuzu bağlarına yaz için göç etmektedir. Söylence bu göçle ilgilidir. Eski Malatyalılar her yıl Aspuzu’ya göç ederken ateşlerini bir kuyuya doldurup üstünü kapatmakta, dönünce de aynı kuyudan ateşlerini almaktadırlar. O yıl Aspuzu’dan dönen halk ateşlerinin söndüğünü görür. Bunu uğursuzluk sayar ve kenti terk ederler. Eski Malatya-Beydağı söylencesi bu çerçevede anlatıla gelmiştir. Beydağı’nda uyuduğuna ve taşa döndüğüne inanılan bir Ermiş’e ilişkin söylence şu şekildedir:
Ermiş, her yıl uyanmakta ve Beydağı ‘na şu soruyu sormaktadır. Eski Malatya ovası altın sabanla sürülüyor mu?

Olumsuz cevap alınca yeniden uykuya dalmaktadır. Eski Malatya ovası, çok verimlidir. İyi sürülüp işlenirse bereket bolluk artacak ve sabanlar bile altından yapılacaktır. O gün ermişin yeniden canlanacağına inanılmaktadır.

Yağmur Duası

Eski Malatya ovası verimli topraklara sahiptir ve yöre halkının başka gelir kaynağı olmadığı için, birçok yörede olduğu gibi, bu topraklardan elde ettiği ürünlerle geçinmek zorundadır. Bölge olası kuraklıklara karşı çok hassastır.

Tek geçim kaynağı toprak olunca, alınacak veriminde yüksek ve kaliteli olması istenir. Yağışların normal olması beklendiği bahar aylarında, yeterli yağmur düşmediği zaman yöre halkı Karahan Mahallesindeki Kırklar Mezarlığında (Müftüoğlu Mezarlığı) toplanır. İmam nezaretinde namaz kılınır, dualar edilir. 40 Ocağa 40 kazan kurulur.Bu kazanlarda yemek pişirilir ve topluca yenir. Bu yapılan dualardan sonra Yağmur yağacağına inanılır.

Kırklar Efsanesi

Battalgazi halkının anlattığı rivayete göre eski zamanlarda halk arasında yaşayan bir bey varmış. Bu beye bir türlü kız beğendiremiyorlarmış. Gel zaman-git zaman bu Bey, kervanla gelen bir Rum kızını görür. Bu kıza âşık olur. Allah’a şöyle yalvarır. “Allah’ım bu kızı nasip et de bana evlat yüzü gösterme”. Beyin bu duası kabul olur. Rum kızı, sevgilisini babasından ister. Hıristiyan olan kız babası önce kızını vermek istemez. Ancak kızının da Bey’e gönlünün olduğunu fark edince kızını vermek için şart koşar,  Bey’den kırk torun ister. Ancak bu şekilde kızının Müslüman olmasına izin vereceğini ve hayatları boyunca onlara destek olacağını söyler.

Allah’a yaptığı duayı unutan Bey, bu şartı kabul eder. Müslüman olan sevgilisiyle evlenir. Bu evlikten uzun süre çocukları olmaz. Bey karısını kaybetmek korkusuyla devrin hekimlerini dolaşır, bir türlü çaresini bulamaz. O zamanlar yörede yaşayan bir şeyhin yanına giderek ondan yardım ister. Şeyh daha önce Allah’a vermiş olduğu sözü hatırlatarak, ona dualar okumasını öğretir. Bey evine döndükten sonra rüya görür. Bu rüyasına bir anlam veremez, tekrar o ermiş kişiye gider. Ermiş adam rüyanın tabirini yapar ve kırk tane çocuğunun olacağını ve bu çocukların hiç birinin uzun süre yaşamayacağını söyler. Öldükten sonra bu çocukları bir tepeye gömmesini ister. Beyin çocukları olur. Ama hiç biri uzun süre yaşamaz. Bey ermişin tavsiyesine uyar ve o tepeye kendi elleriyle gömer. Tepeye beşik şeklinde bir taş koyar. Bu olay şehir halkının üzerinde büyük etki bırakır. Böylece burası kırklar adıyla kutsal bir yer haline gelir. En sonunda bey ile karısı da ölür ve onlarda buraya gömülürler.

Günümüzde çocuğu olmayanlar gelip bu beşiği sallayarak dileklerinin olmasını isterler.

Alacakapı Efsanesi

Battalgazi ilçesinin en büyük mahallesine ismini veren Alacakapı, Malatya kalesinin onarımı esnasında, 20 metreden fazla yüksekliğiyle inşaatta çalışan işçilerin üzerine yıkıldığı ve çok sayıda insanın bu esnada öldüğü, çevresinde bulunan hendeğin kan gölüne döndüğü söylenir. Kalenin giriş kapısı yanında meydana gelen bu olaydan ötürü surun giriş kapısına  ‘’alaca ‘’ isminin verildiği ve böylelikle  ‘Alacakapı’  ismiyle anıldığı rivayet edilir. Diğer bir rivayete göre ise Yörükhan taifesinden boy adı  ‘Alacalılar’  olup burada hüküm süren Türkmen Yörüklerinin adından kaynaklandığıdır.

Koca Vaiz Efsanesi
Koca Vaiz hakkında iki efsane vardır :
I

Koca Vaiz, Anadolu Selçukluları döneminde Eski Malatya ve çevresinde uç beyidir. Yörede büyük bir din bilgini ve savaşçı olarak tanınır. Bizans üzerine sayısız akınlar yapmıştır. Savaşlara katılmaktadır. Bu savaşların birinde bir kılıç vuruşuyla başı gövdesinden ayrılır. Vaiz Baba başını koltuğuna alarak Eski Malatya’ya döner. Eskimalatya yakınlarında bir kadın, Koca Vaizi görür, korkuyla bağırır. İşte o zaman koca vaiz düşüp ölür. Öldüğü yere türbesi yapılır.
II
Efsanelerden biri , IV. Sultan Murad Han devrine rastlar. Sultan Murad Han bağdat seferine giderken Fırattan atıyla geçtiği sıralarda boğulma tehlikesi atlatmış , bir el uzanarak padişahı kurtarmıştır. Padişah kendine uzatılan elin sahibini çok iyi görmüş ve o zat hemen kaybolmuştur.Bağdat seferi dönüşünde Eskimalatyada alimleri, ulemaları toplamış ve o kişinin bulunmasını emretmiştir. Böyle bir zatın kim olacağı bilinmemekle beraber, o dönemde yaşayan ne kadar erenlerden kim varsa padişahın huzuruna çıkarmışlar.
Padişah kalabalık içerisinden Koca Vaizi işaret ederek işte o!.. diyerek tanımış.
Padişah, Koca Vaiz’e gereken hürmet ve alakayı göstermiş, onun ne kadar ulu bir kişi olduğunu anlamış, ölünceye kadar koca vaizi korumuştur.
Toptaş Efsanesi
Toptaş Cami yanında bir meydan varmış. Bu meydanın dört etrafında sırayla dizili taş varmış ve her biri o yöredeki zenginleri temsil edermiş. Kendisine misafir olmak isteyen fakir kişiler gelerek hangi taş üzerine oturursa, o taşın sahibi o kişiyi evine misafir eder ve ziyafet verirmiş. Aralarında misafiri sevmeyen bir varlıklı kişi, adet yerini bulsun fakat kimse oturmasın diye top taş yerine, sivri bir taş koymuş. Günün birinde bir fakir taşlardan birine oturmak isterken gözleri sivri taşa ilişmiş ve duraksamış. Adamı gören sivri taşın sahibi, sivri taş..sivri taş diye seslenmiş. Adam mahçup olmasın diye sivri taşa yaslanmış. Taşın sahibi adamı hemen evine götürmüş. Misafire yemekler pişirmek, ikramlarda bulunmak için hazırlıklara başlamış. Ancak fakir adam çaba gösteren ev halkının bu çabasını engellemeye çalışarak; “benim yiyeceğim en fazla bir tabak yemek, bu kadar israfa, zahmete gerek yok” demiş. 
Bunu duyan ev sahibi yaptığı hatanın farkına varmış. Ertesi gün meydana koyduğu sivri taşı kaldırarak yerine toptaş koymuş. 
Diğer bir efsaneye göre ; 
Burada yaşayan on iki kardeş varmış. Her biri kendi adına meydana toptaş dikmiş. Gelen misafir hangi taşa oturursa, o taşın sahibine misafir olurmuş. Bundan dolayı buraya toptaş mahallesi dendiği rivayettir. Halen on adet toptaş burada bulunmaktadır.

 


  • Battalgazi Belediyesi Resmi Internet Sitesi
Başkan Kurumsal Battalgazi E-Belediye Güncel Hizmetlerimiz
•  Özgeçmişi •  Birimler •  Battalgazinin Tarihi •  Emlak İşlemleri •  Haberler •  Başvuru Takip
•  Başkanın Mesajları •  İlkelerimiz •  Battalgazide Kültür •  Duyuru ve İlanlar •  Öneri / Şikayet Formu
•  Başkana Mesaj •  Meclis Kararları •  Battalgazide Eğitim •  Foto Galeri •  Bilgi Edinme Formu
•  Başkan Foto Galeri •  Meclis Üyeleri •  Battalgazide Tarım •  Video Galeri •  Evrak Doğrulama
•  Başkanlarımız •  Demografik Yapısı •  Nöbetçi Eczaneler
•  Mali Raporlar •  Tarihi Eserler •  Vefat Edenler
•  Misyonumuz •  Mahallelerimiz •  Hava Durumu
•  Vizyonumuz •  Fotoğraflarla Battalgazi

Uçbağlar Mah. Sivas Cad. No:48 // Battalgazi - MALATYA
Telefon : 0 422 328 44 44 - Faks : 0422 322 00 50